• Deportes
  • Entretenimiento
  • Mundo
  • Negocio
  • Noticias
  • Salud
  • Tecnología
Notiulti
Noticias Ultimas
Inicio » hekstra » Página 2
Tag:

hekstra

Salud

Bel Fıtığı ve Bel Ağrısı: Nedenleri, Tedavisi ve Önlemleri

by Editora de Salud febrero 14, 2026
written by Editora de Salud

El dolor de espalda, especialmente en la zona lumbar, es una dolencia común que afecta a una gran parte de la población. Recientemente, diversos expertos han ofrecido información relevante sobre las causas, tratamientos y prevención de este problema, así como sobre la hernia discal.

Según informes recientes, los métodos modernos están ofreciendo soluciones efectivas para el tratamiento de la hernia discal, pero se enfatiza la importancia de la precaución y la prevención. Se han identificado nueve medidas clave que pueden ayudar a evitar que el dolor de espalda se convierta en un problema crónico.

Además, se ha destacado que los dolores de espalda mecánicos son más frecuentes que las hernias discales. El profesor Dr. Erol señala esta diferencia, subrayando la importancia de un diagnóstico preciso para un tratamiento adecuado.

Una buena noticia para muchos pacientes es que, según se informa, el 90% de las hernias discales pueden tratarse sin necesidad de cirugía. Esto abre un abanico de opciones menos invasivas para aquellos que sufren de esta condición.

Finalmente, los especialistas advierten sobre errores comunes y creencias erróneas en relación con el dolor de espalda, instando a la población a buscar información precisa y a consultar con profesionales de la salud para un manejo adecuado de esta condición.

febrero 14, 2026 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Demans ve Alzheimer Ölümleri Artıyor: Türkiye’de Durum Ne?

by Editora de Salud febrero 12, 2026
written by Editora de Salud

Demans ve Alzheimer Ölümleri Beklenenden Yüksek: Uzmanlar Türkiye’deki Duruma Dikkat Çekiyor

Son araştırmalar, demans ve Alzheimer hastalığına bağlı ölümlerin tahminlerin üzerinde seyrettiğini gösteriyor. İngiltere’de geçtiğimiz yıl yaklaşık 70 bin kişi bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. Uzmanlar, Türkiye’de de demans vakalarının ve buna bağlı ölümlerin arttığını ve bu eğilimin devam edeceğini vurguluyor.

İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından açıklanan verilere göre, 2025 yılında demans nedeniyle gerçekleşen ölümler 68.000’i aşarak, her altı ölümden birinin nedeni oldu. Araştırmacılar, nüfus artışı ve yaşlanma gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda bile, demans ölümlerinde 2.588 kişilik bir artış tespit edildi. Bu durum, demans ölümlerindeki yükselişin sadece yaşlanmayla açıklanamayacağını, hastalığın beklenenden daha hızlı ilerlediğini gösteriyor.

Türkiye’de Durum Nasıl?

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, dünya genelinde 55 milyonun üzerinde kişinin demans yaşadığını ve bu vakaların büyük çoğunluğunun Alzheimer hastalığından kaynaklandığını belirtiyor. Prof. Dr. Asil, demans vakalarının yaklaşık %60-70’inin Alzheimer hastalığına bağlı olduğunu ve Türkiye’de yapılan çalışmaların, özellikle büyük şehirlerde Alzheimer prevalansının Batı ülkelerindeki seviyelere yakın olduğunu gösterdiğini ifade etti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2022 verilerine göre, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri bireylerde Alzheimer hastalığı görülme sıklığı yaklaşık %5,5. Bu, yaşlı nüfusun her 100 kişisinden yaklaşık 5-6’sında Alzheimer hastalığı olduğu anlamına geliyor.

Demans, Alzheimer dahil, her yıl milyonlarca kişinin ölümüne katkıda bulunan ciddi bir sağlık sorunudur ve dünya genelinde demans nedeni ile ölüm oranları artış eğilimindedir. TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2020’de Alzheimer hastalığı ve demans nedenli ölümler yaklaşık 17 bin kişi olarak raporlandı. Bu, ülke genelinde tüm ölümlerin %4,45’ini oluşturuyor. Türkiye’nin yaş-ayarlanmış demans ölüm hızı ise 19,07 kişi / 100.000 nüfus olarak raporlanmıştır.

Prof. Dr. Talip Asil

Kalp ve Kanser Geriliyor, Demans Yükseliyor

Son on yılda elde edilen veriler, Birleşik Krallık’ta demansın 2015’ten bu yana (pandemi dönemi hariç) kalp hastalıklarını geride bırakarak en önemli ölüm nedeni haline geldiğini gösteriyor. Finansman, araştırma ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde bu hastalıklardan kaynaklanan ölümler, beklenenden %8 ile %2 oranında daha az gerçekleşti. Diğer önemli ölüm nedenlerinde azalma görülürken, demans ölümleri belirgin bir artış sergiliyor.

Uzmanlar uyarıyor: Demans ölümleri beklenenden hızlı artıyor Türkiye’de durum ne

‘30 Yıl İçinde Daha da Artacak’

Ülkemizde de beklenen yaşam süresinin uzaması ve nüfusun yaşlanması nedeniyle hem demans görülme sıklığının hem de demans ile ilişkili ölüm oranlarının artması bekleniyor. Prof. Dr. Talip Asil, “Türkiye’de demans sıklığının önümüzdeki 30 yılda anlamlı şekilde artacağı ve bunun da demans/Alzheimer kaynaklı ölümlerin sayısında artışa yol açacağı unutulmamalıdır. Ülkemizin eğilimi dünya genelindeki eğilimle paralel olsa da, nüfus yapısındaki hızlı yaşlanma nedeniyle yerel artış daha belirgin olabilir. Bu nedenle erken tanı, risk azaltma ve bakım planlaması hem bireysel hem de kamu sağlığı açısından büyük önem taşıyor” dedi.

İlaç ve Politika Krizi

Hastalıkla mücadelede yaşanan hayal kırıklıklarından biri, Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlattığı kanıtlanan ilk ilaç olan Lecanemab’ın, ‘maliyet etkin’ bulunmadığı gerekçesiyle Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) tarafından reddedilmesi oldu. Ayrıca, demansın geçtiğimiz yıl NHS’in resmi planlama rehberinden çıkarılması, hastalığın artık bir ‘öncelik’ olarak görülmediği endişelerini artırdı.

febrero 12, 2026 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Glaucoma: Falta de prevención y riesgo de ceguera

by Editora de Salud febrero 9, 2026
written by Editora de Salud

Los especialistas en oftalmología, los doctores Alexander Schuster y Cedric Schweitzer, han señalado que las políticas de salud actuales son insuficientes para prevenir el glaucoma.

Según los expertos, el aumento de casos demuestra que centrarse únicamente en las opciones de tratamiento no es suficiente. “Es imprescindible implementar una detección estructurada de casos, una planificación de la atención médica basada en evidencia y estrategias para prevenir la ceguera en la edad avanzada”, afirman.

Schuster y Schweitzer insisten en la necesidad de establecer programas de detección científicamente desarrollados y con eficacia probada. De no hacerlo, advierten, miles de personas podrían enfrentarse a una pérdida de visión que podría haberse evitado.

febrero 9, 2026 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Vacuna VPH: Prevención y tipos de cáncer

by Editora de Salud enero 28, 2026
written by Editora de Salud

El virus del papiloma humano (VPH) es una infección muy común. Se estima que alrededor del 85% de las personas se infectarán con el VPH en algún momento de sus vidas.

El VPH puede causar diversas enfermedades, incluyendo verrugas genitales, cáncer de cuello uterino, cáncer vaginal, cáncer vulvar, cáncer anal y cánceres de cabeza y cuello.

Anteriormente, la vacuna contra el VPH protegía contra 4 tipos de virus. Actualmente, existe una vacuna que ofrece protección contra 9 tipos de VPH.

enero 28, 2026 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Laboratorios: Riesgos de fuga y el origen de las pandemias

by Editora de Salud enero 12, 2026
written by Editora de Salud

Laboratuvarlardan kaynaklanan sızıntılar, son zamanlarda büyük ilgi gören Pluribus dizisiyle yeniden gündeme geldi. Ancak, laboratuvar sızıntıları denildiğinde akla ilk gelen genellikle Covid-19 pandemisi oluyor. Zira, salgının Wuhan’daki bir laboratuvardan kaynaklandığı iddiaları uzun süre tartışma konusu olmuştu.

El País gazetesine konuşan İspanyol virolog Xavier Abad, laboratuvar sızıntıları konusundaki değerlendirmelerine Covid-19 virüsü üzerinden bir örnek vererek başladı. Barselona’daki Hayvan Sağlığı Merkezi’nin (CReSA) biyolojik kontrol biriminin yöneticisi olan Abad, “SARS-Cov-2 virüsünün laboratuvardan sızma olasılığı düşük görünse de, imkansız değil” ifadelerini kullandı.

Abad, İspanyol emniyet birimlerinin kısa süre önce Afrika domuz ateşi virüsünün sızıntısı şüphesiyle CReSA’da inceleme yaptığını ve çeşitli kanıtlar aradığını da hatırlattı. “Laboratuvarlardaki olaylar ve kazalar hakkında çok şey okudum. Dünya genelinde 100’den fazla olay kaydedildi ve bu, aslında yaşananların sadece görünen kısmı” şeklinde konuştu.

Afrika domuz ateşi sızıntısı ihtimaliyle ilgili tüm olasılıklar hala değerlendirilirken, şu anda odak noktası CReSA. Barselona Özerk Üniversitesi’nin Bellaterra kampüsünde bulunan ve tehlikeli patojenleri barındıran bu merkez, geçtiğimiz kasım ayında tesisin yakınlarında bulunan bir yabani domuzda, buradaki suşa benzer bir virüs tespit edilmesi üzerine soruşturmaya dahil olmuştu. O dönemde tadilatta olan laboratuvarda Afrika domuz ateşi virüsü üzerine deneyler yürütülüyordu ve laboratuvarın çift duvarlı bir yapısı bulunmuyordu.

HAVAYLA BULAŞMIYORSA NASIL SIZDI?

Birçok uzman, Afrika domuz ateşi virüsünün havayoluyla bulaşmadığı görüşünde. Bu nedenle, virüsün en yüksek ikinci güvenlik seviyesi olan BSL3 biyogüvenlik seviyesine sahip bu laboratuvardan sızıp sızmadığı kapsamlı bir şekilde araştırılıyor.

Abad, mikropların laboratuvarlardan sızma olasılığını, “Biyolojik kontrol birimleri, hiçbir şeyin geçemediği, mikroptan arındırılmış, sıkı bir şekilde kontrol edilen ve girişlerin kısıtlandığı kalelerdir. Ancak, hatalardan ve talihsiz kazalardan tamamen uzak değillerdir” sözleriyle açıkladı.

Xavier Abad’ın laboratuvarlarda meydana gelen yüzlerce olayla ilgili yaptığı vurgu, Kosta Rikalı bilim insanı Esteban Zavaleta ve ekibinin geçen yıl Mart ayında yayınladığı bir araştırmayla destekleniyor. Araştırmaya göre, son 50 yılda laboratuvar kaynaklı enfeksiyonlara dair 435 vaka kaydedildi.

Acta Microbiologica Hellenica dergisinde yayınlanan araştırmada, en yüksek biyogüvenlik seviyesi olan BSL4’e sahip Berlin’deki Bernhard Nocht Tropikal Tıp Enstitüsü’ndeki tesislerde bile kazaların meydana geldiği belirtildi. 12 Mart 2009 tarihinde, tesiste görevli bir virolog, bir fareye ölümcül Ebola virüsünü enjekte ederken kazara iğnenin eldivenlerini geçerek elini deldi. Neyse ki araştırmacının eli kanamadı ve virüse yakalanmadı.

SIZINTI SORUSUNA SADECE 23 LABORATUVAR YANIT VERDİ

Kazaların hangi ülkede ve laboratuvarda gerçekleştiği konusunda belirsizlik hakim. Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip, 10 yıl önce 3 ve 4’üncü seviye yüksek güvenlikli laboratuvarlarda kaç adet kaza kaynaklı enfeksiyonun görüldüğünü belirlemek için bir çalışma başlattı. Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Bulaşıcı Hastalıklar Dergisi’nde yayınlanan araştırmaya göre, araştırmacılar 120 enstitüye 15 sorudan oluşan bir anket gönderdi, ancak sadece 23 enstitü anketi doldurdu.

Ankete katılan enstitülerden biri, iki kişinin geviş getiren hayvanlardan insanlara bulaşabilen Q ateşi hastalığına yakalandığını bildirirken, bir başka merkez de bruselloz hastalığına neden olan mikropla ilgili iki vaka olduğunu doğruladı.

Araştırmacılar, o dönem yaptıkları açıklamada, “Bazı laboratuvarlar yaşanan kazaları açıklama konusunda isteksiz davranıyor” diyerek bu laboratuvarları eleştirdi. Bilim insanları ayrıca, “Bu ölçümü yapmak zor çünkü sistematik bir raporlama sistemi bulunmuyor” ifadelerini kullandılar.

Araştırmacılar, bildirilen vakalara dayanarak, 1980 ile 2015 yılları arasında laboratuvar çalışanlarından 220’sinin tehlikeli patojenlere maruz kaldığını tespit etti.

Araştırmanın yazarları arasında CReSA’da görevli virolog Nuria Busquets de yer alıyordu. Busquets’in CReSA’daki meslektaşları, 2007’de İngiltere’nin Pirbright kasabasında yaşanan ve canlı hayvanları da etkileyen bir sızıntıya dikkat çektiler. Olayda, kasabadaki BSL3 seviyesindeki laboratuvarın tesisat sistemindeki iki hasarlı borudan şap hastalığı virüsü yayılmış, bölgedeki inşaat kamyonları da patojenlerin çevredeki çiftliklere yayılmasına neden olmuş ve milyonlarca euroluk kayıplara yol açmıştı.

Bu nedenle, şu anda tüm gözler CReSA’da yaşandığı düşünülen son sızıntıya çevrilmiş durumda. Tesisin son aylarda yapılan genişletme çalışmaları nedeniyle çok sayıda kamyon enstitüye giriş çıkış yapmıştı. CReSA ise herhangi bir biyogüvenlik ihlali yaşanmadığını savunuyor.

YÜKSEK GÜVENLİKLİ LABORATUVARLARDA BİLE MEYDANA GELİYOR

Harvard Üniversitesi Bulaşıcı Hastalık Dinamikleri Merkezi Başkanı epidemiyolog Marc Lipsitch, İspanya’daki Afrika domuz gribi vakasıyla ilgili spesifik bir yorum yapmaktan kaçındı, ancak diğer vakalara ilişkin olarak, “Bulaşıcı mikroplar, en üst düzey güvenlikli laboratuvarlardan bile kaçtı” değerlendirmesinde bulundu. Lipsitch, bu kapsamda 2014’ten bu yana yaşanan üç örneği sıraladı:

  • Atlanta’daki 4’üncü seviye laboratuvarda flakonların karıştırılması sonucu Ebola virüsü örneklerinin yayılmasına neden olan kaza;
  • Utah’taki askeri tesiste şarbon sporlarının etkisiz hale getirilmesi protokolünde yaşanan hata;
  • Güvenlik seviyesi 3 olan bir laboratuvardan ABD Tarım Bakanlığı’na yanlışlıkla yüksek patojeniteye sahip H5N1 influenza virüsü bulaşmış materyallerin gönderilmesi.

Oxford Üniversitesi’nde mikrobiyoloji çalışmaları yürüten Prof. Dr. Stuart Blacksell ve ekibi ise, 2000-2024 yılları arasında BSL3 seviyesindeki laboratuvarlarda 16, BSL4 seviyesindeki laboratuvarlarda da 4 vaka tespit ettiklerini belirtti. Tüm araştırma laboratuvarları dikkate alındığında ise, aynı dönemde 276 enfeksiyon ve 8 ölümün kaydedildiği belirtiliyor: Deli dana hastalığından 2, Ebola, hantavirüs, maymun B virüsü, bakteriyel menenjit, SARS, veba ve Creutzfeldt-Jakob hastalığından dolayı birer ölüm vakası yaşandı.

Dünyanın en etkili düşünce kuruluşlarından biri olan İngiltere merkezli Chatham House tarafından iki yıl önce hazırlanan bir raporda da laboratuvar kazalarının “potansiyel felaketlere yol açabileceği” konusunda uyarıda bulunulmuştu. Bu kazaların en çarpıcı örneği ise, 1977’de yaklaşık 700 bin kişinin ölümüne neden olan grip salgını. ABD hükümetine biyoteknoloji danışmanlığı yapan ve John Hopkins Üniversitesi’nde biyogüvenlik çalışmaları yürüten Michelle Rozo’ya göre, o dönemde laboratuvarlarda üzerinde deneyler yapılan bir grip virüsü, bir Sovyet tesisinden sızmış olabilir.

ÇİN’DEKİ OLAYDAN 10 BİN KİŞİ ETKİLENDİ

Raporda ayrıca, “Laboratuvar kazalarının gerçek boyutları net değil” değerlendirmesine yer verilerek, 2000-2021 yılları arasında yaklaşık 100 laboratuvarda 309 kişinin enfekte olduğu bilgisi paylaşıldı. Chatham House uzmanları, aynı dönemde bilimsel araştırmaların yürütüldüğü tesislerden 16 sızıntı yaşandığını kaydetti. Bunlar arasında 2019’da Çin’deki Lanzhou şehrinde yaşanan sızıntı da bulunuyor. Olayda, Brusella bakterisi şehirdeki bir aşı fabrikasından havayoluyla sızdı ve bu sızıntı bölgedeki 10 binden fazla kişiyi etkiledi.

Uzmanlara göre, bu kazaların büyük çoğunluğu kolayca önlenebilen insan hatalarından kaynaklanıyor. Örneğin, Lanzhou’daki fabrikada son kullanma tarihi geçmiş dezenfektanların kullanıldığı biliniyor. Chatham House’un raporunda, biyogüvenlik konusunun birçok ülkede henüz başlangıç aşamasında olduğu vurgulandı.

Dünya genelinde 7 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan Covid-19 pandemisinin kaynağı ise hala net değil. Dünya Sağlık Örgütü’nün bağımsız uzmanlardan oluşan bir araştırma ekibi, geçtiğimiz yıl 27 Haziran’da yaptığı açıklamada, “mevcut kanıtların virüsün doğrudan bir yarasadan veya ara bir konaktan, yani hayvanlardan geçtiğini gösterdiğini” ifade etti. Ayrıca, virüsün Wuhan’daki laboratuvardan sızmış olma ihtimali de henüz tamamen ortadan kaldırılmadı.

ÇOK SAĞLAM ÖNLEMLER ALINIYOR AMA…

Öte yandan, Cenevre Üniversitesi Küresel Sağlık Enstitüsü araştırmacılarından Alexandra Peters, uzun yıllardır başka bir tehditle ilgili uyarıda bulunuyor.

Dünya genelinde kaç tane yüksek güvenlikli laboratuvar olduğunun kesin olarak belirlenemediğine dikkat çeken Peters, BSL3 seviyesindeki tesislerin, dışarı çıkan havayı iki kez filtreleme, çalışanlara tesislerde duş alma zorunluluğu, akışkanları kimyasal kirlenmeden arındırma ve atık yakma gibi ciddi önlemler aldığını vurgulayarak şu açıklamayı yaptı:

“Yine de BSL3 laboratuvarları her zaman beklendiği kadar güvenli olmayabilir. Şahsen, virüs sızıntısının imkansız olduğunu düşünmüyorum. Çünkü sonuç olarak, laboratuvarların patojenleri güvende tutması konusu, insan davranışına bağlı bir durum. Doğrudan insan hatası olmasa bile, arkasında insan tarafından oluşturulan çevreyle ilgili sorunlar veya sadece talihsizlik yatıyor olabilir.”

enero 12, 2026 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Grupo Sanguíneo AB: Riesgos para la Salud Cardiovascular

by Editora de Salud enero 1, 2026
written by Editora de Salud

El grupo sanguíneo AB es uno de los menos comunes en la población. Sin embargo, presenta un perfil que requiere atención debido a ciertos riesgos para la salud.

Salud Cardiovascular

Según la Asociación Americana del Corazón, las personas con grupos sanguíneos A, B y AB presentan un mayor riesgo, en comparación con aquellos con grupo sanguíneo O, de:

  • Enfermedad de las arterias coronarias,
  • Formación de coágulos sanguíneos peligrosos,
  • Sufrir un ataque al corazón.

Dentro de estos grupos, el grupo AB es el que presenta el riesgo más elevado.

enero 1, 2026 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Congela su edad: Programa de «juventud» genera controversia

by Editora de Salud diciembre 29, 2025
written by Editora de Salud

Un programa que promete «fijar» el cuerpo a la edad de 18 años está generando debate en Turquía. El programa, cuyo nombre no ha sido revelado completamente, ha captado la atención pública debido a las afirmaciones de su creador de alcanzar una forma de «inmortalidad» en el año 2039.

Aunque los detalles específicos del programa son escasos, se centra en la idea de detener o revertir el proceso de envejecimiento, manteniendo el cuerpo en un estado juvenil. Esta promesa ha suscitado tanto interés como escepticismo entre la comunidad científica y el público en general.

La iniciativa ha provocado una discusión sobre los límites de la ciencia y la ética en la búsqueda de la longevidad. Mientras algunos ven el programa como una esperanza para una vida más larga y saludable, otros expresan preocupaciones sobre las posibles consecuencias imprevistas de manipular el proceso natural de envejecimiento.

Hasta el momento, no hay evidencia científica independiente que respalde las afirmaciones hechas sobre el programa. Sin embargo, el debate continúa, alimentado por el deseo humano de desafiar los límites de la vida y la muerte.

diciembre 29, 2025 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Inyecciones para adelgazar: nuevo efecto secundario detectado

by Editora de Salud diciembre 15, 2025
written by Editora de Salud

Desde su popularización, las inyecciones para adelgazar han sido objeto de estudio por parte de expertos, quienes han reportado diversos efectos secundarios como la pérdida de cabello, problemas digestivos y flacidez en la piel. Recientemente, una investigación realizada en Canadá ha revelado un nuevo efecto adverso asociado a estas inyecciones.

diciembre 15, 2025 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Salud

Alimentos ultraprocesados y Crohn: Riesgo según estudios

by Editora de Salud diciembre 14, 2025
written by Editora de Salud

Investigaciones recientes sugieren una conexión entre el consumo elevado de alimentos ultraprocesados y un mayor riesgo de desarrollar ciertas afecciones que afectan el sistema digestivo.

Según el profesor de dietética Kevin Whelan, del King’s College London, la relación más consistente se ha encontrado con la enfermedad de Crohn, una enfermedad inflamatoria intestinal que puede causar dolor abdominal, diarrea severa, fatiga y pérdida de peso, impactando negativamente en la calidad de vida de quienes la padecen.

diciembre 14, 2025 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Mundo

Joven al borde de la muerte por vapeo: «Casi me quitan un pulmón»

Adolescente de 14 años hospitalizado tras sufrir un colapso pulmonar por el cigarrillo electrónico

Peligro del vapeo: Niño de 9 años en coma tras consumir un cartucho equivalente a un paquete de cigarrillos

by Editor de Mundo diciembre 12, 2025
written by Editor de Mundo

Los cigarrillos electrónicos, presentados hace poco tiempo como una alternativa “más inocua” al tabaco, e incluso recomendados para quienes deseaban dejar de fumar, han demostrado rápidamente sus efectos nocivos. Un joven de 14 años que comenzó a consumir estos dispositivos sufrió graves consecuencias, llegando a estar al borde de la muerte tras un colapso pulmonar.

LeeRay King comenzó a vapear a los 14 años y rápidamente desarrolló una adicción. Llegó a consumir cuatro cigarrillos electrónicos desechables por semana, vapeando durante todo el día.

El joven, residente en Wellington, Nueva Zelanda, se despertó una noche de agosto de 2024 con dificultad para respirar y un dolor insoportable en el lado izquierdo del pecho. Su madre, Kylee, lo llevó de inmediato al hospital, describiendo cómo su hijo se desplomó en el asiento del coche, llorando de dolor.

Tras numerosas pruebas, los médicos diagnosticaron a LeeRay un neumotórax masivo, es decir, un colapso pulmonar en su pulmón izquierdo.

En los siguientes cuatro meses, el pulmón izquierdo de LeeRay colapsó en cuatro ocasiones más.

Los cigarrillos electrónicos implican diversos riesgos para la salud. Aunque se considere que son menos dañinos que los cigarrillos tradicionales, esto no significa que sean completamente inofensivos. El líquido que se calienta en los cigarrillos electrónicos se vaporiza y se inhala hacia los pulmones, y estos líquidos contienen numerosas sustancias químicas. Existe el riesgo de daño pulmonar, supresión del sistema inmunológico y deterioro de la estructura vascular. En particular, las enfermedades pulmonares asociadas a los cigarrillos electrónicos, conocidas como ‘EVALI’, pueden provocar casos graves.

Especialista en Enfermedades Pulmonares, Dra. Yelda Başbuğ

Para reparar el daño, los médicos finalmente realizaron un procedimiento llamado pleurodesis, que crea una fuerte adherencia entre el pulmón y la pared torácica para evitar la acumulación de líquido.

Sin embargo, esto no fue suficiente para resolver completamente el problema.

Posteriormente, LeeRay fue sometido a una pleurectomía, un procedimiento para extirpar la membrana que recubre la pared torácica. Pero la intervención más decisiva fue la última operación.

LE ENTREGARON SU PULMÓN

Durante su tercera intervención quirúrgica, los médicos extirparon una parte dañada del pulmón de LeeRay. Como recordatorio del trauma que había sufrido su cuerpo, le entregaron a LeeRay su propio órgano ennegrecido dentro de una bolsa.

El colapso pulmonar asociado al consumo de cigarrillos electrónicos puede ocurrir repentinamente. Sin embargo, en algunos casos puede haber señales de advertencia previas, como dificultad para respirar, dolor en el pecho y tos. El tejido pulmonar se debilita como resultado del consumo de cigarrillos electrónicos, lo que lo hace más propenso al colapso. Esto es especialmente común en jóvenes y personas delgadas.

Especialista en Enfermedades Pulmonares, Dra. Yelda Başbuğ

La madre de LeeRay, Kylee, describió la experiencia como «horrible» y dijo:

«Cuando los médicos nos entregaron el pulmón ennegrecido y colapsado en una bolsa, nos quedamos en shock. Nunca me había dado cuenta de que los cigarrillos electrónicos podían hacer esto. Los promocionan como una ayuda para dejar de fumar, pero en realidad, al vapear, estás asfixiando tus propios órganos.»

LeeRay, igualmente impactado por la situación, añadió: «Lo que me dieron me hizo darme cuenta del daño que me había causado mi pulmón. Fue debido al consumo de cigarrillos electrónicos y a la frecuencia con la que lo hacía.»

diciembre 12, 2025 0 comments
0 FacebookTwitterPinterestLinkedinEmail
Newer Posts
Older Posts
  • Aviso Legal
  • Política de Cookies
  • Términos y Condiciones
  • Política de Privacidad
  • CONTACTO
  • Política de Correcciones
  • Equipo Editorial
  • Política Editorial
  • SOBRE NOTIULTI

El servicio de alojamiento web más recomendado. Para quejas, abusos o publicidad, contacte: admin@notiulti.com


Back To Top
Notiulti
  • Deportes
  • Entretenimiento
  • Mundo
  • Negocio
  • Noticias
  • Salud
  • Tecnología